Cumhuriyet ilan edilmiş, Gazi Mustafa Kemal Paşa ilk - TopicsExpress



          

Cumhuriyet ilan edilmiş, Gazi Mustafa Kemal Paşa ilk Cumhurbaşkanı olarak seçilmişti. Gazi, 30 Ekim sabahı İsmet Paşa’yı Köşk’e davet etti, misafir salonuna aldı. Genel durum hakkında Bakanlıklara incelemeler yaptırmış, Türkiye’nin röntgenini çektirmişti Gazi. Raporlar sehpanın üzerindeydi. “Sevgili Paşam, Cumhuriyetin ilk Başbakanı olarak seni düşünüyorum. Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın” deyip anlatmaya başladı: “AĞA, ŞEYH DÜZENİ CUMHURİYETLE BAĞDAŞMAZ” “ Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Başdelegesi olarak elbette biliyorsun. Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim. Sorunlarımız ne kadar çok, imkanlarımız ne kadar az, bilmeni istiyorum. Bize yazık ki geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz. Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. Kışın batağa döndüğü için geçilmesi zor. 4 bin kilometre kadar yetersiz bir demiryolu ağı var Anadolu’da. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart. Denizciliğimiz acınacak durumda. Köylümüzü her halde topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız. Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyetle de insanlıkla da bağdaşmaz. Sen de ben de o cephede çalıştık. Durumu yakından gördük. Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız. Her yerde tefeciler halkı eziyor.” “SADECE 337 DOKTOR, 434 SAĞLIK MEMURUMUZ VAR” Gazi Mustafa Kemal Paşa, kendisine verilen raporlara dayanarak sağlık alanında da iç karartıcı bir tablo çizdi: Şu anda doktor sayımız 337, sağlık memuru sayısı 434. 150 kadar ilçede doktor yok. Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. Ebe sayısı çok az. Kırk küsur bin köye karşılık diplomalı ebe sayımız 136. Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta denebilir. Bebek ölüm oranı yüzde 60’ı geçiyormuş. Nüfusun yüzde 80’i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun oldukça önemlice bir bölümü yerleşik değil, göç ebe. Telefon, motor, makine yok denecek düzeyde. Teknolojiden yoksun bir ülkeyiz. Bütün sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Kiremiti bile ithal etmekteyiz. Avrupa’nın her çeşit malı için açık Pazar halindeyiz. Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir’in bazı semtlerinde var. Düşmanların tümüyle yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114 bin 408. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor. Yunanistan’dan gelen göç men sayısı 400 bini geçecek. Göçmenlere ordunun yiyecek stoklarından yardım ediyoruz. İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı bir halde. İktisatçımız da çok az. Çoğu bilip okuduğu kuramların dışına çıkamıyor. “ÇOCUKLARIN ANCAK DÖRTTE BİRİNİ OKUTABİLİYORUZ” Gazi Mustafa Kemal Paşa, eğitim başta olmak üzere diğer sorunlara da şöyle değindi: “Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi ise hiç çözülmemiş bir sorun olarak duruyor. Oysa Cumhuriyeti yaşatmak için onun insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. İki yıl önce Milli Eğitim Bakanlığında bir kültür şubesi kurmuştuk. Bu şube Anadolu kültürü ile ilgili eşyaları, belgeleri topluyordu. Ödeneği yükseltilemediği için bu hizmet gelişmedi. Birçok kültür eseri dışarı kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediyor. Cumhuriyete uygun bir anayasaya gerek var. Uzman sayısı az. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde ne de bir deney. Ama yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkımızı kurtarmak için mümkün olan hızla sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız. Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun iç in gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah Yardımcımız olsun…” Bu konuşmanın ardından Gazi Mustafa Kemal Paşa, Başbakanlığa İsmet Paşa’yı atadığını Meclis Başkanlığına bildirdi. Atama ve ilk Bakanlar Kurulu listesi öğleden sonra Meclis’te okundu. Böylece İsmet Paşa, Cumhuriyetin ilk Başbakanı oldu. Başbakanlığı kaybettiği iç in burulan Fethi Okyar da Meclis Başkanı seçildi. İsmet Paşa, Hükümet Programı niteliğinde bir açıklama yaptı. Açıklaması oybirliği ile kabul edildi. “BÜTÇESİ DENK, PARASI SAĞLAM BİR DEVLET OLMALIYIZ” Bakanlar Kurulu akşamüzeri valilikte toplandı. Bu ilk toplantıda Gazi Paşa da bulundu. Başbakanı ve Bakanları tek tek kutladıktan sonra şu konuşmayı yaptı: “Efendiler! Yıkmaya ç alıştığımız ortaçağın arkasında bin yıllık deney var. Bin türlü kirli oyun bilir. Cumhuriyetimiz ise daha yeni doğmuş bir çocuk. Cumhuriyeti kolayca boğuverirler. Bu nedenle çok dikkatli, uyanık olun. İş arkadaşlarınızı özenle seçin. İstanbul’dan gelen bazı memurları gördüm. Bir devrim başkentine geldiklerinin farkında görünmüyorlar. Koc a Osmanlı gemisi durup dururken batmadı. Bunlar gibi ilgisiz, tembel, heyecansız, küçük kafaların büyük sorumluluğu var. Kötü bir memur vatandaşı devletinden soğutur. Osmanlı Devleti azınlıklara devlette görev vermiş ama son iki yüz yıl içinde Alevi yurttaşlarımıza vermemiştir. Bu akla ve insanlığa aykırı duruma Milli Mücadele başlar başlamaz son vermiştik. Bu tutumu özenle sürdüreceğiz. Anadolu’da kim varsa hepimiz bir milletiz. Yurt ve kader kardeşiyiz. Milli mücadele’yi böye yürüttük. Cumhuriyeti de bu anlayışla yöneteceğiz. Bu anlayışın bozulmasına izin vermeyeceğiz. Bozulduğu zaman ne olduğunu iyi biliyoruz. Yunan ordusu Sakarya’dan çekilirken, çoğu ahşap olan köy camilerini yakıp yıkmıştı. Son çekilişte de batıdaki büyük, taş camilerin dışındaki tüm şehir, kasaba, köy camilerini yakarak, yıkarak kaçtılar. Bunların sayısı birkaç bindir. Bu camileri yenilemek görevimizdir. Bu hizmeti nutuk atmadan, gösterişe kaçmadan, siyasete alet etmeden yerine getirelim. İlkokulun zorunlu, eğitimin yükseköğretim bitene kadar parasız olması temel ilkemizdir. İsteyen herkesi, kız erkek ayırmadan okutacağız. Sağlık hizmetlerinin parasız olması da amacımızdır. Halkın geçimini kolaylaştırmak, güven içinde yaşamasını da sağlamak zorundayız. Devlet halk iç in, halkın bu ihtiyaçlarını karşılamak için var.” KAYNAK: Cumhuriyet-Türk Mucizesi- Turgut Özakman
Posted on: Mon, 28 Oct 2013 19:39:02 +0000

Trending Topics



Recently Viewed Topics




© 2015